S. S. Atıcı Kalbim Sende Kalmış E-book E-kitap indir

tarafından
146
S. S. Atıcı Kalbim Sende Kalmış E-book E-kitap indir

S. S. Atıcı Kalbim Sende Kalmış E-book E-kitap indir, S. S. Atıcı Kalbim Sende Kalmış E-book indir, S. S. Atıcı Kalbim Sende Kalmış E-kitap indir, S. S. Atıcı ,Kalbim Sende Kalmış E-book, E-kitap indir

Küçük çocuk, bir ayağını hafifçe diğerinin önüne attı. Omuzlarını kaldırarak, sırtını dikleştirdi ve ellerini beline koydu. Başını hafifçe öne doğru uzatıp, sağ tarafa çevirdi. Karşısındaki figürle duruşunu karşılaştırdı. Neredeyse aynıydı ama bir şeylerin eksik olduğunu biliyordu. Kaşlarını çatarak bir milim bile kıpırdamadan öylece figürün yüz hatlarını inceledi ve çenesini hafifçe yukarı kaldırarak, kibirli bir ifade ekledi yüzüne. Gözlerini kısarak, tıpkı karşısındakine göz dağı veriyor gibi görünüyordu. Eh, babası da öyle görünüyordu zaten.

Kalbim Sende Kalmis - S. S. Atici

Karşısındaki pecereden yansımasını izleyen ve dudaklarını gülmemek için yerinde tutmaya çalışan babasının onu izlediğinden bir haber olarak, onun hareketlerini tekrarlamaya devam etti. Babası burnunun ucunu kaşıdı, o da kaşıdı. Babası elini saçlarının arasından geçirdi. O da geçirdi. Tıpkı babası gibi havalı bir edayla. Babası göbeğini kaşıdı. Ali, buna tek kaşını kaldırdı-ki tıpkı babası gibi kalrıyordu kaşını- ama babası yapıyorsa o da yapacaktı.

Sonra babasının işaret parmağı bir anda burnuna gitti ve karşısında duran yazıhane çalışanlarından bir elemanın, şaşkın bakışları karşısında burnunu karıştırmaya başladı. Ali, her ne kadar parmağın deliğin içine girip girmediğini göremiyorsa da bunu yapıyor gibi görünüyordu. Ali, yüzünü buruşturdu. Babası burnunu karıştırmazdı ki! Yüzü tiksintiyle giderek daha da buruştu. Ama yine de işaret parmağı hafifçe burnuna doğru uzandı. Tekrar aşağıya indirdi. Ve tekrar burnuna uzandı. Eğer gözlerini kaparsa… Tanrım! Yapamayacaktı! Kahretsin!
Sonra gök gürlemesi gibi bir kahkaha duydu. Başını kaldırıp, hızla babasına baktı ve onun ellerini dizlerine koyup, belini bükerek güldüğünü gördü. Ali’nin kaşlarının ortası birleşti. Babasının ona güldüğüne dair bir şüphe oluşmuştu içinde. Sonra babası, bir anda ona doğru ilerledi. Tam dibinde durdu ve onu belinden kavrayarak omuzlarına aldı.

Adem, omuzlarında taşıdığı minik bedenin ayak bileklerini tutarak, ofisin çıkışına doğru ilerledi. Hala hafifçe gülüyordu.
Ali, babasının ona şaka yaptığını anlamış ve içinde büyük bir ferahlama olmuştu. Derin bir iç çektiğinde, babasının omuzları gülerken sarsıldı ve kendisi de bu akıma kapıldı. Ali, bu adamı seviyordu!

Hayatının bir bölümü ona benzemeye çalışmakla geçmişti. Eşit derecede onu mutlu etmek adına da derslerine çalışarak, sorumluluklarını yerine getirerek geçirmişti. Arada bir raydan çıktığı-pekala, biraz daha sık- zamanlar da olmuştu ama babası bunu hiçbir zaman sorun etmemişti. Her zaman onun yanında olmuştu. Sokakta kavga ederken, okul arkadaşlarından birinin burnuna yumruk attığında, okuldan kaçtığında ve kız arkadaşlarından birini ağlatan bir öğretmeni tehdit ettiğinde…