Yavuz Bahadıroğlu İnancın Zaferi Çanakkale Yeni Kitap

tarafından
158
Yavuz Bahadıroğlu İnancın Zaferi Çanakkale Yeni Kitap

TOPUN TÜFEĞİN DEĞİL, İNANCIN ZAFERİ ÇANAKKALE

Yavuz Bahadiroglu inancın Zaferi Canakkale

Çanakkale’de düşman, hem teknik açıdan hem de silah, mühimmat, gıda ve giyecek açısından mükemmeldi. Dünyanın en güçlü armadası ve en eğitimli ordusuydu. Osmanlı Devleti ise ne askerlerinin karnını doyurabiliyor ne de onlara yeterli mühimmat verebiliyordu. Müttefiklerin modern silahlarının yanında ‘çakaralmaz’ denebilecek kadar eski silahlarla savaşıyorlardı.

Müttefiklerin elindeki savaş gemilerinin toplam ağırlığı 250 bin tondu ve bunlar dünyanın en modern, en büyük zırhlılarıydı. Bizim elimizdeki gemilerin toplam ağırlığı ise sadece 25 bin tondu. Üstelik bunların bir kısmı çoktan hurdaya ayrılması gerekecek kadar eskiydi.

Düşmanın 18 büyük zırhlısı, 24 denizaltısı, 13 torpido gemisi, 42 bombardıman ve keşif uçağı vardı. 506 topla mevzilerimize günde ortalama 23 bin mermi atıyorlardı. Bizde çoğu eski ve demode olmak üzere sadece 150 top vardı ve bunlarla günde ortalama 370 mermi ancak atılabiliyordu.

Top açığını kapatmak için Mehmetçik, köylerden soba boruları toplamış, mevzilere dikmiş, arada bir altında çalı çırpı yakarak duman çıkarmalarını sağlamıştı. Dumanı tüten soba borularının top gibi görünmesini ve bu sayede morallerinin biraz olsun bozulmasını sağlamaya çalışıyorlardı.

Buna rağmen imkânsızı başardık! Peki, tek dişi kalmış canavarın yenilmesi nasıl mümkün olabildi?

Osmanlı, yıllarca emek vererek imanlı, yürekli, fedakâr, cefakâr insanı yetiştirmiş, o insan da imkânsızlıklardan imkân çıkararak Çanakkale Zaferi’ni kazanmıştır.

İnancın Zaferi Çanakkale; bu imanlı yüreklere adanmış bir çalışma. Altı bölümden oluşan kitabın birinci bölümü “Savaşın Ayak Sesleri” başlığını taşıyor ve Çanakkale Savaşı’nın hemen öncesindeki siyasi ve askerî durumu inceliyor. “Çanakkale Cephesi” isimli ikinci bölümde savaşın gelişimi anlatılıyor. “Hasta Adam’ın Diriliş Cehdi” başlıklı üçüncü bölümde ise zaferi kazanan imanlı yüreklerin nasıl bir ruh iklimi ve terbiyesine sahip oldukları ortaya konuluyor. “Kahramanlar ve Kahramanlıklar” başlıklı dördüncü bölümde ise zaferin nasıl kazanıldığı, hangi fedakârlıklar sonucunda elde edildiği sayısız örneklerle işleniyor. “Çanakkale Mektupları” başlıklı beşinci bölümde ise oldukça dokunaklı ve duygusal mektuplara yer verilmiş. “Çanakkale Savaşlarında kim kimdir” başlıklı altıncı ve son bölümde ise savaşta bir şekilde pay sahibi olan komutanların kısa biyografileri yer alıyor.

Nesil Yayınları arasında çıkan ve Yavuz Bahadıroğlu imzasını taşıyan bu kitap; imkânsızlığa teslim olmayan, yokluğa boyun eğmeyen, böylece bir milletin yeniden dirilişine ruh üfleyen besmeleli dudakların, imanlı yüreklerin hikâyesini anlatıyor. Topun tüfeğin değil, çelik gibi iman dolu göğüslerin, su gibi berrak zihinlerin, ok gibi hedefe kilitlenmiş kararlı iradelerin hikâyesi…

Bu hikâyenin özeti: Ne kadar Seyit Onbaşı yetişirse, o kadar Ocean zırhlısı batacaktır!