Güneş Demirel Katran Karası E-kitap Pdf indir

tarafından
268
Güneş Demirel Katran Karası E-kitap Pdf indir

Güneş Demirel Katran Karası E-kitap Pdf indir-Güneş Demirel Katran Karası E-kitap Pdf-Güneş Demirel Katran Karası-Güneş Demirel Katran Karası kitap indir

Ben neredeyim, kimim, unutmam an meselesiydi… Kelimelerle tarif edemezdim, kalbim yerinden fırlayıp onun kalbini yakalayacaktı neredeyse… Sevmek ne garip şey… Alıp yüreğime bassam ya da öpsem doyar mıyım?

Hayatı koca bir bilmece olarak görenler için nefes aldığımız her dakika aslında bir sürprize kapı aralar. O sürprizler bazen neşe bazen hüzün getirir bize. Aşk da o sürprizlerden biridir.

Katran karası gecelere yatar, ansızın açan pırıl pırıl güneşli sabahlara uyanır insan. Yağmur’un hayatına basit bir top darbesiyle giren Özgür, kalbi aşkla çarpan bir adamın bir kadının hayatına nasıl sürprizler taşıyabileceğinin kanıtı adeta. Can dostu Suna’nın güvenli limanına sığınmış, kendini ‘fazladan’ her türlü duyguya çok erken kapamış, gelecekten çok geçmişe bakarak yaşama yanılgısına kapılmış bir kadının adım adım yüzünü nasıl da aşka, sevgiye çevirebileceğini anlatan ‘böyle hayatlar da var’ dedirten bir roman…

Edebiyatın genç ve güçlü kalemi Güneş Demirel yine en sahici duygularımızla yüzleşmemiz için sayfalar dolu süren bir serüvene davet ediyor bizi…

Gunes Demirel Katran Karasi

Toprağa uzanmış, gökyüzüne bakıyorum. Mavi göğün beyaz pamuk şekerleri gibi bulutlar, nasıl da net renkleri. Açık seçik ve sınırsızca mavi beyaz… Etraftaki kuş sesle­rine biraz ilerideki nehrin şırıltıları eşlik ediyor. Ah, cen­netten bir köşe sanki burası… Yaşam budur işte! İlikleri­me kadar hissediyorum huzuru. Rahatlıyorum. Bu yüksek enerji bedenime nasıl da doluyor. İki beyaz bulutun ara­sından sızmaya çalışan güneşin ışıkları, gözlerimi kamaştı­rıyor. Gözlerimi güneşten kaçırıyor, kollarımı yana doğru açıyor ve gökyüzünü yeniden hayran hayran seyretmeye dalıyorum.

Düşünüyorum da çalış, çalış nereye kadar? Bir ömür gelip gidecek belki de farkında olmadan. Buna izin ver­memeliyim, kendime zaman ayırmayı öğrenmeliyim ar­tık. Tıpkı bu hafta sonu yaptığım gibi, ruhumu rahatlat­manın çarelerini bulmalıyım. Sonbaharın bu son sıcak günlerini iyi ki böyle değerlendirmeyi akıl ettim. Sessiz­lik… Tanrı’m, meğer nasıl da ihtiyacım varmış buna. Dün­ya dönüyor ve benim hiçbir şey umurumda değil. Şu an yaşadığım gevşeme, müthiş bir duygu… Ah! Bu kafama inen ağır darbe de neyin nesi, öldüm mü yoksa! Burası sahiden cennet mi?

-Affedersiniz, çok üzgünüm. İyi misiniz?

Tamam kabul. Her güzel şeyin bir sonu var ama şimdi mi olmalıydı yani ille de? Tepemde dikilen bu adam da nereden çıktı!

-Burada da mı bir rahat yok bana!

-Gerçekten özür dilerim. Çocuklarla koşturunca, topu nasıl attığımızı bilemedik. Daha doğrusu, burada birinin olabileceği aklımıza gelmedi.

Aldım mesajı. Özür dilerken ince ince de imada bulu­nuyor. Beni hiç tanımıyor tabii… Kafama aldığım darbe­nin etkisiyle hafif sersemlemiş şekilde ayağa kalktım.

-Aklınıza gelmemiş olmasına değil de kör olabilme ih­timalinize şaşırdım doğrusu.

Belli ki benden böyle bir cevap beklemiyordu, yüzü aniden ciddileşti.

-Yeter ama! Özür diledik ya işte!

Yüzümü buruşturduğuma eminim, hatta çok ürkütü­cü olduğuma…’

-Bütün keyfimi kaçırdıktan sonra ne yapsanız fark et­mez.

-Normalde insanlar hata yapınca özür diler ve olay ka­panır. Ama bakıyorum siz bu basit olayı uzatmak niyetindesiniz. Doğrusu bu tavrınızı çok basit buluyorum.

-Düzgün konuşun! Lafınızı tartın. Kimse benim hak­kımda basit kelimesini kullanamaz.

Çıkışımı pek umursadığı söylenemez. Arkasını döne­rek ilerledi.

-Çocuklar hadi biz devam edelim. Bu kadın ne özür­ den ne de laftan anlıyor. Daha fazla vakit kaybetmeye gerek yok. Şimdi toplanın, sıraya girip tek tek sayıyoruz. Arada fire veren var mı, bir kontrol edelim önce.

Neye uğradığımı şaşırmıştım. Kafama inen top, ken­dini beğenmiş bir adam, arkasında en az on beş ufak ço­cuk… Bir elim belimde, bir elim kafamda. Kahretsin, gitti bütün huzur ve pozitif enerji! Gel de sinirlenme! Bir de niye bu kadar sinirlisin diyorlar. Etrafta bu kadar densiz varken, benden nasıl olmamı bekliyorlar ki?

Sinirli adımlarla, onların gittiği tarafa doğru yürümeye başladım. Bu ukala adama haddini bildirmek istiyordum. Bir hışımla çocuklardan birinin elinden bir top kaptım. Elimden gelse topu yedirmek istiyordum ona. Herkes tu­haf tuhaf bana bakıyordu. Arkamı dönüp, sinirli adımlarla ilerledim. Peşimden bağırıyordu, yanıt vermedim.

-Manyak mısın kızım! Versene topu!

Sinirle döndüm.

-Topu mu istiyorsun?

Topu yere koydum, kuvvetli ama tek bir vuruşla ada­mın tam da kafasına geçirdim.

-Tam bir çatlak çıktın sen, çattık!

Şimdi gönül rahatlığıyla gidebilirdim. Eskiden yurdun bahçesinde kızlarla futbol oynardık, hiç sevmediğim hal­de beni dışlamasınlar diye mecburen katılırdım onlara. Doğrusu bir gün faydasını göreceğimi hiç düşünmemiş­tim. Keyfim yerine gelmişti. Sallana sallana, o güzel pansi­yona doğru ilerliyordum.

 

Googleden Gelen Arama Sonuçları:

  • güneş demirel katran karası pdf